___GİRİŞ___
   
                                                                                                                        Ana Sayfa
ÇOK YAKINDA MMT SAHİPLERİNİN HAKLARINI NASIL ARAYACAKLARININ AYRINTISINI BURADA BULABİLİRSİNİZ
 
        Bilindiği üzere şu anda küresel ekonomik buhran içerisindeyiz. Bu haldeyken dünyadaki ve hatta ülkemizdeki hiç bir üreticinin, zarar etmesini, iflas etmesini biz dahil hiç birimiz arzu etmeyiz. Ancak, üreticilerin aynı zamanda dürüst olmaları ve müşteri memnuniyetini ön planda tutmaları ve yaptıkları hataların bedelini tüketicilere ödetmemeleri gerçeğinide inkar edemeyiz. Tüketicilerin, yani bizlerin kandırılması tabiki kabul edilemez. Büyük üreticiler zarar etmesin, kapanmasın diye bizlere sattıkları ayıplı ürünleri kullanmaya zorlanamayız. Bu ayıplı ürünleri madem satacaklar, o zaman bunun bilgisini vererek satabilirler. Hal böyle olursa herkes ne aldığını bilir. Haksızlık olmaz, tüketiciler kandırılmamış olur.
       Ülkemizde son yıllarda tüketicilerin haklarını koruyan bir çok dernek kurulmuş, aynı zamanda yasalarla da biz tüketicilerin hakları koruma altına alınmıştır. Bu sitenin ana  fikrini "GİZLİ AYIPLI" mallar içermektedir. Lafı fazla uzatmadan son 2 senedir Auris multimode sahibi olarak neler yaşadığımı anlatmak isterim.
 
       2008 senesinin mayıs ayında daha 3 aylık iken ikinci el Auris dizel otomatik (multimode) araba aldım. Otomatik almamın sebebi eşiminde kolaylıkla kullanması içindi. Çok marka araştırdım. Aynı markanın bütün galerilerine gittim. Tüm broşürlerde yazan ve satış temsilcilerinin ballandıra ballandıra anlattıkları, ister otomatik ister manuel olarak kullanabileceğimdi. Zaten markada isim yapmış, kalitesi güvenilir olması sebebi ile aracı aldım. Tek büyük hatam "multimode şanzıman" kelimeleri ile araştırma yapmamış olmamdı. Aracı aldığım ayın haftasında Beylerbeyi' nde arkadaşıma giden yolda yokuş yukarı kaldım. Araç tıkandı. Kesinlikle yokuşu çıkamadı. Ben şaşkınlıkla aracı çıkarmak için çabaladım ama olmadı. Daha sonra dolanarak yokuşlardan kaçarak arkadaşıma gidebildim. Aynı günlerde üretici firmaya e posta yolladım. Aracın yokuş çıkamaması hakkında. Servise gitmemi istediler. 13.000 km de aldığım aracım 20.000 km olduğunda servise gittim. Servis raporlarını Resim ve Video menüsünden görebilirsiniz. Ayar yaptık dediler. Gün geldi yine aynı yokuşa denk geldim. Bu sefer araç yokuşu çıktı. Çıktı ama nasıl çıktı birde bana sorun. Şanzımandan kokular yayıldı. Uyarı ışığı yandı, uyarı sinyali çaldı durdu. Yine e posta yolladım, yine servise gittim ama sonuç yok. Sürekli oyaladılar. Artık servis raporu bile vermemeye başladılar. Son zamanlarda zorla mmt sorunu ile ilgili ayar yapıldığına dair servis raporu almayı başardım. Eşim aracı kullanırken pek çok kere yolda kaldı. Yokuşu çıkamayınca arkadaki diğer şöförlerin ışıklı ve sesli uyarıları sonucu gerilerek korku içinde beni aradı. İşi gücü bırakıp gidip kendisini kurtardım. Sonraları öğrendim, 15 dakika beklemesini sonra yokuş ve yoğun trafikten uzaklaşarak alternatif yolları kullanmasını söyledim. Artık yoğun trafik ve yokuş yolları tercih etmemeye başladık ailece. Bu durum böyle büyük bir marka için ayıp değilmidir? 2008 model araç hayatımı kolaylaştıracağına, hayatımı kabusa çevirdi. Arabaya göre yaşamaya başladım. Sanki bir engelliyle yaşamaya başlamıştım. Ama bu benim tercihim değil, üreticinin günahıydı ve cezasını ben çekiyordum. Sonunda kaderime razı oldum. Zira tüketici kanunları hakkında çok bilgim yoktu. Hatta pek çok avukatın da bilgisi yok bu konuda. Yetkili servis bu konuyu servis raporuna problem olarak yazmadığı için birşey elde edemeyeceğimi zannettim, başımı önüme eğip aracımı 2009 un son çeyreğinde satmaya karar verdim. O arada internette yeniden araştırma yapmaya başladım. Benimle birlikte sorun yaşayan olup olmadığını merak ettim. Bulduğum bir tüketici sitesi karşısında şaşırdım. Aynı araçtan müzdarip bir bayan, tüketici mahkemesine dava açmış ve kazanmış. O gün bende dava açıp hakkımı aramaya karar verdim. Tüketici derneği ile bağlantıya geçtim, üretici firmaya ihtarname yolladım. Beni aradılar. Eski aracımı alıp, yerine benimkinden daha ucuz araç için 5.000 TL fiyat farkı istediler. Ben aracı kullanmışım, 2 sene eskitmişim ederi buymuş!. İki sene azap içerisinde kullandım ben aracı. Ayrıca Tüketici yasasında bahsi geçiyor. Aynı arıza 2 den fazla tekrarlarsa alınan malın yenisi ile değiştirilmesi gerekir. Ama üretici firma bunu arıza olarak kabul etmiyor ki? Fakat yasalar böyle demiyor. 4077 sayılı tüketici yasası gereği üretici aracımın bedelini ödeyip yada yenisi ve multimode olmayan modeli ile değiştirip ben ve benim gibi tüketicilerin mağduriyetimi gidermelisiniz dedim, kabul etmediler. En komik olan cevap ise, araç yokuş çıkamıyor dediğimde,  müşteri ilişkileri yetkilisinin, Türkiye deki yokuşların standart dışı 25 derecelik açıdan daha fazla yapıldığını söylemesi oldu. Nasıl yani? Bu yanıt alkışlanır... Clap
 
       Gaz pedalı sorunu kandırmacası
       Bu iki sene boyunca öğrendim ki aynı markanın multimode tüm modellerinde bu sorun var. Kuzenim, akrabalarım ve arkadaşlarım. Corolla, Auris ve Yaris. Hepsi aynı. Yokuş yukarı yoğun trafikte araç sizi yarı yolda barakıp, mağdur edebiliyor. Yaris hafif araç olduğu için ayıplı hali biraz daha zor ortaya çıkabiliyor. Multimode sistemi kesinlikle hatalı tasarlanmış. Bunu ben söylemiyorum. 5 nci Tüketici Mahkemesinin bilirkişi olarak tayin ettiği İTÜ Makina Mühendisliği Otomativ Anabilim Dalı Profesörlerinin raporunda yazıyor (Amaçlarımız menüsünde okuyabilirsiniz).  MMT yi tasarlayan mühendis hiç bir şekilde test etmemiş belliki. Etse bu sorunu fark etmemesi mümkün değil. Bu araç için gizli ayıptır. Gizli ayıp çünkü sorun belirgin değil. Bazı koşullar gerçekleştiğinde ortaya çıkıyor. Kimseyi bağlamaz ama benim şahsi kanaatim de bu yönde. Multimode olan her araçta bu sorun var. Benim aracımda bu sorun yok diyenler ya farkında değiller, yada araçlarının bu durumundan bahsetmek istemiyorlar. Bu araçların toplatılması ve tüm tüketicilerin mağduriyetinin giderilmesi gerekir. Ama bu maliyet altından kalkılacak gibi olmadığı için üretici tarafından kabul görmüyor. Onlar gaz pedalı sorunu diye adlandırılan bir balonla dikkatleri dağıtmaktadırlar. Bu gaz pedalı sorunu gerçekten komik bir sorundur. Bende aracımı gaz pedalı sebebi ile servise götürdüm. Gördüm ki pedala bir metal parça takıyorlar. Böylece pedal daha zor yıpranıyormuş.  Mesele pedalın yıpranması mı? Nasıl takılı kalıyor peki? Belli değil? Bu o kadar komik ki, paspası geri çekseniz bu sorun ortadan kalkıyor. Ayrıca şu anda sertleşen gaz pedalı aracın güvenli halini ortadan kaldırmış durumda. Zira gaz pedalı hassasiyetini kaybetmiş olduğu için ilk kalkış sırasında hafifçe gaz pedalna basamadığınız için mmt araç hemen ileri doğru fırlıyor. Yakında yoğun trafikte öndeki araca çarpmalar olursa buda kullanıcıların sorumluluğunda olur kesin. Gaz pedalı sebebi ile araçlar çağırılıyormuş, milyarlarca $ zarar varmış? Nasıl yani? bu gaz pedalı teli kaç dolardır? 2$? 3$? montaj maliyeti ne kadar dır? Bizden aldıkları araç fiyatı ne kadardır? 40.000 TL ? 36.000 TL? 45.000 TL?
 
       Tüm multimode sahipleri üretici firmanın büyüklüğünden gerek korktukları için, gerekse uğraşmak istemedikleri için haklarını aramıyorlar. Hatta banada hakkımı aramamam için salık verenler çok oldu. Aksi halde daha büyük problemler yaşayabilirmişim? Sorun değil. ne olacaksa olsun. Hakkımızı Arayacağız.! Benim gibi sadece 5-6 mağdur hakkını aramaya karar verdi. Lütfen hakkınızı arayınız. Lütfen sessiz kalmayınız....
        
       Başıma gelen olaylardan birini anlatayim. Taksim' den Mecidiyeköy e gidiyorum. Haftaiçi akşam saat 18:30 suları. İnanılmaz bir trafik var. Nişantaşı' nı geçtikten sonra ara yollara girdim. Fulya' ya inen arayolların birinde, Şişli Etfal' in civarlarında yukarı dönmek zorunda kaldım. Trafik tıkandı. Bu arada aracı sürekli boşa atarak el freni ile destekleyerek kullanıyorum. Tıpkı yetkili servisin istediği, aynı kullanma kılavuzunda yazdığı gibi. Koku gelmeye ardından gösterge panelinde solda aşağıda kırmızı çark ışığı yanıp sönmeye ve sesli uyarı vermeye başladı. Araç vitese geçmedi, hemen kalkmadı. Zaten önümdeki trafiğin açılmasını bekleyerek tek hamlede daha uzun mesafe katetmeye çalışırken arkamdaki koca kamyon tamponuma dayandı, başladı ışık yakmaya, korna çalmaya. İndim ağız dalaşına girdim. O kadar gerilmiştim ki inanılmaz. Bu yaşadığım stresin sorumlusu kimdir? Ben? Üretici firma? Bu durumu üretici firmanın müşteri ilişkileri yetkilisine anlattığımda, bana daha komik birşey söyledi. Uzun yolda kullanan müşteriler çok memnunmuş, hiç problem yokmuş? Bu yanıta da alkış lütfen Clap
       Aynı aracın benzinli versiyonu bir tanıdığımda var. Ne yazık ki birbirimizle konuşmadan bu araçlara sahip olmuşuz. Ben nerden bileyim bu kadar büyük bir firmanın bu şekilde gizli ayıp içeren ürün satacağını? Ortaköy' ün dik yokuşlarından birinde oturuyor. Aracı kullanırken işkence çekiyor. Hatta kullanamıyor. 3-4 ay öncesine kadar araç garajda yatıyordu. Tanıdığın abisi şehirler arası kullanarak kilometresini arttırdı. Malum araç şehir içinde kullanılamıyor! Yine böyle bir trafikte arkadaki araçların kendisine panik yaptırması sebebi ile aracın sağ arka çamurluğunu çarpmış. Sorumlusu kimdir? Üretici? kendisi? Ben? Siz? LOL
       Bir yakınımın daha evinin yamaçta olması ve evine giden ara yolun dar olması sebebi ile 100 mt lik bir mesafeyi yavaş yavaş ve geri geri gitmek zorundayım. Yoksa önden girerseniz yine çıkarken aynı şekilde yavaş ve geri gitmek gerekiyor. Ne mümkün. Araç bu 100 mt nin sonuna geldiğinde kokmaya, ötmeye başlıyor. Zira yavaş gidildiği için muhtemelen kendisi sürekli yarım debriyaj diye tabir edilen olayı yaparak baskı balatayı ısıtıyor. Peki buna müşteri ilişkileri yetkilisinin cevabı nedir biliyormusunuz? Bu daha komik. Bu uyarı ışığı ve ses olmalıymış. Baskı balatayı korumak içinmiş, güvenlik gereğiymiş. Nasıl yani? 100 mt de bir 15 dakika aracı dinlendirmemiz mi gerekiyor? Ne bu bisiklet mi? Çok özür dilerim bisiklet üreticileri ve kullanıcılarından bu benzetmeden ötürü. Sizlerin ürünü bile bu kadar aciz olamaz. Peki kabahatli kim? Ben? Biz? Siz? Üretici? Hepimiz?
       Peki bir soru, aracı satarken neden bu yaşanabilecek olaylardan bahsetmiyorlar? Neden aracı, yoğun trafikte ve yokuş yukarı dur kalk yaparak kullanmayın yoksa yolda kalırsınız demiyorlar? Derseler ben bu aracı alırmıydım? Siz alırmıydınız? Başkaları alırmıydı? Üreticinin personeli alırmıydı? Peki Türkiye de satışına izin verilirmiydi? Lütfen duyarsız kalmayalım...
 

Gerçek Ayıp Bu değilmidir?                 
 
       Aracı satarken broşürlerinde şu yazıyor: "Bu şanzıman sistemi sayesinde Auris'inizi ister kolay vites değiştirmenizi sağlayan otomatik modda, ister manuel modda kullanabiliyorsunuz. Bunun için tek yapmanız gereken direksiyondan kumanda edilen vitesi kullanmanız. Aynı Formula araçlarında olduğu gibi !"
 
       Peki ben aracı istediğim gibi kullanabileceksem neden sonradan bana mmt kullanma kılavuzu veriliyor? (Resim ve Video  galerisi menüsünden aracı sattıktan 2 sene sonra verdikleri kullanma kılavuzuna ulaşabilirsiniz.) Elfreni kullanmak nereden çıktı? Bu konuya değinmişler mi satış broşüründe?  Bir de bu yetmiyormuş gibi kullanma kılavuzunda bu bilgiler yazıyor deniyor. Kullanma kılavuzunun hiç bir sayfasında bu durumdan bahsedilmiyor. Ayrıca aracı satın almadan önce size, alın bu kullanma kılavuzu, önce okuyun, sonra aracı beğenirseniz alın deniyor mu? Kaldıki aracı bu kullanma kılavuzuna uygun dahi kullansanız yolda kalıyorsunuz. Değil elfreni ile yokuş yukarı kullanmak,  düz yolda dahi en fazla 30 dakika kullansanız aracın içine koku yayılıyor. Uyarı sinyalleri bas bas bağırıyor! Trafik açıldığında araç 2 nci vitese geçmiyor. Kenara çekip bekliyorsunuz ki baskı balata soğusunda evinize yada işinize gidebilesiniz! Teknik servisin olumsuz rapor vermemesi, sorunun açıkca belirgin olmaması sebebi ile kaderimize razı olduk. Demek bu böyleymiş deyip sesimizi çıkarmadık. Meğerse yasalarda bu şekilde gizli ayıplı ürünlerin ihbar süresi yokmuş. Öyleyse hakkımızı aramalıyız. Kimsenin kimseyi kandırmaya hakkı yoktur.
 
       MMT şanzımanlı araç bu şekilde kullanılır diyerek lanse edilse kimse alırmıydı? Biz alırmıydık? Siz alırmıydınız? Peki üretici firma personeli ve mühendisleri alırmıydı? Arabaya göre evimizi mi değiştireceğiz? Yokuş yamacında ve yoğun trafik olan bölgelerden taşınmamız mı gerekiyor? Bu konuya daha ne kadar sessiz kalınacak?
 
        İKİNCİ EL SATIN ALINAN ARAÇLARDA YASAL HAKLARA SAHİPTİR
       Otomobilin garanti süresi içinde el değiştirmesi durumunda dahi garanti borcu ortadan kalkmayıp, satın alan tüketicinin de garanti kapsamından yararlanma olanağı vardır.
       Garanti belgesinin verilmesi zorunluluğu kapsamında, yasa, satıcıyı/ayıba karşı sorumlu tutulanları, garanti süresi içinde malın malzeme, işçilik, montaj hataları nedeniyle arızalanması halinde ücretsiz onarım yapmakla yükümlü tutmakta, sık sık arızalanma sonucu maldan yararlanamama süreklilik gösterirse tüketicinin değiştirme talep edebileceğini ve bu talebin muhataplarınca reddedilemeyeceğini belirtmektedir.
Bu koşullar altında, değiştirme talebine karşı satıcı yanında bayi, acente, imalatçı-üretici ve ithalatçı da müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmaktadır ( TKHK.m.13/f.3 ).
       Bu bağlamda; olayın açıklanan gelişimi ve deliller karşısında araçta üretim hatası bulunup, bunun hile ile gizlenmiş gizli ayıp olduğunda kuşku yoktur.
Zira, Davalı üretici ve ithalatçı firmalar onarımı yetkili servis istasyonları eliyle yaptırmaktadır. Bu istasyonlar satılan araçların teknik özellikleri itibariyle arıza ve ayıbı doğru ve tam teşhis edebilecek, en kısa sürede ve tam anlamıyla giderebilecek elemanlar bulundurmak zorundadır. Deneme yanılma ile aracı tamire çalışan ve sorunun çözümünden uzak biçimde parça değişikliği yoluna giden servis çalışanlarının serviste bulundurulmasının sonuçlarının tüketiciye mal edilmesi düşünülemez.